Can dostlarımızın enerji gereksinimini nasıl karşılamalısınız?

Köpek ve kedilerde enerji ihtiyacı, hayvanın yaşı, ağırlığı, fizyolojik durumu (gebelik, emzirme, aktivite, çevre sıcaklığı vs) gibi etkenlere bağlı olarak değişir (Çizelge 1). Ergin köpeklerde kg metabolik canlı ağırlık başına yaşama payı enerji ihtiyacı 45 (büyük ırklar) ile 140 (küçük ırklar) kcal metabolize olabilir enerji (ME) arasında ve ortalama 132 kcal, ergin kedilerde ise kg canlı ağırlık başına 60 (sakin) ile 80 (aktif) kcal ME arasında değişir ve ortalama olarak 70 kcal olarak kabul edilir (Çizelge 1). Mama etiketleri üzerinde gördüğünüz “ME” kısaltması metabolize olabilir enerji anlamına gelir; dışkı, idrar ve yakılabilir gazlardan gelen ve vücuttan atılan enerjinin, brüt enerjiden çıkarıldıktan sonra kalan formudur. Yani yem enerjisinin petiniz tarafından kullanılabilen kısmıdır. Diyet ne kadar fazla sindirilebilirliğe sahip ise, dışkı ile atılan enerji o kadar azalacak ve petinizin kullanabileceği enerji o kadar artacaktır. Bu da diyet enerjisinin tasarrufu anlamına gelmektedir. Her hayvan türünün besin maddelerini sindirme oranları farklıdır. Örnek verecek olursak bir inek lif (selüloz) oranı yüksek yemleri yüksek oranda sindirebilirken bu oran köpeklerde ve kedilerde daha düşüktür. Pişirilmiş (ekstrüzyon) lif içeren diyetler, petler tarafından daha yüksek oranda sindirilebilir. Böylelikle diyet enerjisinin yararlanımı artar.

Diyet ile mama alımının hayvanın uygun yaş ve fizyolojik dengesine göre ayarlanması önemlidir. Piyasadaki bazı düşük kaliteli mamaların enerji düzeyleri yetersizdir. Bu durum özellikle büyüme dönemindeki veya süt veren yeni doğum yapmış petinizin gereksinimlerini karşılayamamasına ve petiniz bu mamayı tükettiğinde tam olarak doyduğunu hissedene kadar yemesine karşın yeterli enerji düzeyini alamamasına neden olur. Böylece petiniz negatif enerji dengesine girer ve sırası ile önce vücuttaki yağ dokusundan sonra da protein dokusundan (kaslardan) gereksinim sağlanmaya çalışılır. Her iki kompenzasyon mekanizmasının da organizmaya zararlı etkileri vardır.

Çizelge 1. Köpek ve kedilerde günlük enerji gereksinimleri, kcal ME.

Hayvanın durumu Köpek Kedi
Yaşama payı (YP) 132 kcal x MCA*, kg 70 kcal x CA, kg
Büyüme 1.5 - 2 x YP 2.5 -3 YP
Laktasyon 2 - 4 x YP 3 - 4 YP
Gebelik (son 3 hafta) 1.1 -1.3 x YP 1.25 YP
İş 1.25 - 4 x YP -
*MCA (Metabolik Canlı Ağırlık) = CA0,75

Karbonhidratlar

Kedi ve köpek beslemede karbonhidratların pratik değeri oldukça düşüktür. Bununla birlikte, endojen enzimler tarafından sindirilebilen şeker ve nişasta gibi kolay çözünebilen karbonhidratlar, sınırlı düzeyde de olsa, enerji kaynağı görevini yaparlar. Kolay erimeyen/çözünmeyen selüloz gibi karbonhidratlar ise, endojen enzimlerce sindirilemez.

Bununla birlikte lifler, (a) mekanik doyuma ve (b) bağırsakların düzenli çalışmasına (diyare ve konstipasyon önleyici) (c) kolon sağlığının korunmasına katkıda bulunur.

Bu grup karbonhidratların bir diğer olumlu etkisi de obez hayvanlarda aşırı kiloların atılmasına yardımcı olmasıdır. Normal koşullar altında kedi ve köpek diyetlerinde selüloz oranı % 2-5 üzerine çıkmaz. Köpekler, nişasta ve şeker bakımından zengin yiyecekleri kedilere göre daha iyi sindirirler. Kuru köpek mamaları %30-60 oranında karbonhidrat (lif, hemiselüloz, lignin, nişasta ve şeker) içermektedir ve bu durumun herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Köpekler ile ilgili yapılan bazı çalışmalar gebelik ve emzirme dönemlerinde artan enerji gereksinimlerinin bir kısmının diyetteki karbonhidratlardan sağlanmasının herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte az miktarda karbonhidrat içeren veya içermeyen diyetler köpeklerde:

- Canlı doğum sayısının azalmasına,
- Letarji (enerji eksikliği),
- Annelik yeteneklerinin azalmasına,
- Fötal anamolilere,
- Embriyo resorbsiyonuna,
- Süt üretiminin azalmasına neden olabilmektedir.

Kediler için, diyette yeterli miktarda glikojenik amino asit içeren protein ile yağ bulunduğu sürece, karbonhidratlar esansiyel değildir. Diyetteki fermente edilebilir liflerin seviyesinin yüksek olması laksatif etki oluşturabilir. Bu durum petinizde diyare görülmesine neden olabilir.

Proteinler

Vücudun azotlu yapı taşlarının yapımı ve yenilenmesi için gerekli bir besin maddesi olan proteinlerin temel işlevi, esansiyel amino asitlerin kaynağı olmaktır. Proteinler, bir bölümü vücutta sentezlenebilen 22 farklı amino asitten oluşur. Bunlardan vücutta sentezlenemeyen 10 adedi esansiyel amino asitler olarak adlandırılırlar. Değişik protein kaynakları farklı seviyelerde esansiyel amino asitlere sahiptir. Organ ve kas dokuları, yumurta ve soya fasulyesi yüksek oranlarda esansiyel amino asit içeren protein kaynaklarına örnektir. Hayvanlara verilen diyetteki proteinin sindirilebilirliği büyük önem taşır. Bu bağlamda organ ve kas dokusundaki proteinin sindirilebilirliği soya küspesine oranla daha yüksek olduğundan söz konusu bu ürünler yüksek kaliteli pet mamalarının hazırlanmasında kullanılmaktadır. Bu amaçla kedi ve köpek diyetlerinde tavuk veya kanatlı yan ürünleri unu, kuzu unu, kanatlı veya kuzu etlerine yer verilmektedir.

Kedi ve köpek beslemede diyetle alınan protein miktarı kadar protein kalitesi de büyük önem taşır. Protein kalitesi de, içerdiği esansiyel amino asitlerin miktarı ve sayısı, başka bir deyişle biyolojik değerlilik ile doğrudan ilişkilidir. Köpek ve kedi beslemede yaygın olarak kullanılan bazı yemlerin biyolojik değerliliği aşağıya çıkarılmıştır (Çizelge 2). Petinizin beslenmesinde kullandığınız mamanın etiketini inceleyerek, rasyonda hangi protein kaynaklarına yer verildiğini ve diyetteki toplam protein değerliliğinin ne düzey olduğunu değerlendiriniz.

Çizelge 2. Bazı yem proteinlerinin biyolojik değerliliği, %

Yemler Biyolojik değerlilik Yemler Biyolojik değerlilik
Yumurta 100 Soya küspesi 67
Kazein + Metiyonin 100 Et-kemik unu 50 (değişken)
Balık unu, süt 92 Buğday (tüm) 48
Karaciğer 79 Mısır (tüm) 45
Biftek, Kazein 78 Jelatin* 0
*Esansiyel amino asitlerden triptofan içermez

Kedi ve köpeklerde protein ihtiyacı karşılanırken, esansiyel amino asitlerin de karşılanması gerekir. Diğer hayvanlarda (köpekler dahil) sistinden yeterince sentezlendiği için, esansiyel amino asit olmayan taurin, kediler için esansiyel nitelik taşır. Çünkü, kediler taurini yeterince sentezleyemezler. Bu nedenle, kalitesi düşük, taurin içeriği dengeli olmayan kedi mamaları veya hazır köpek mamaları ile beslenen kedilerde taurin yetersizliğine bağlı olarak bazı bozukluklar (üremi, kalp kası hastalıkları, retinal dejenerasyon, körlük, yağların sindiriminde aksaklıklar vs) beklenmelidir.

Birim ağırlık başına protein ihtiyacı, genç köpek/kedilerde daha yüksek, yaşlılarda ise daha düşüktür. Protein gereksinimi, çeşitli etkenlere (yaş, aktivite, birey, büyüme, gebelik, emzirme, stres vs) bağlı olarak değişir. Her kg canlı ağırlık başına protein gereksinimi köpekler için 5 g, kediler için 6 g kadardır. Kedi ve köpeklerin protein ihtiyaçları Çizelge 3’te verilmektedir.

Çizelge 3. Kedi ve köpek diyetlerinde bulunması gereken protein oranları, (%)

Kedi diyeti Köpek diyeti
Yavru >28-29 22-25
Yetişkin >21 8-15
*Esansiyel amino asitlerden triptofan içermez

Hayvansal protein kaynakları bitkisel olanlara göre daha yüksek protein kapsadıkları gibi esansiyel amino asitler bakımından da daha zengindir. Bitkisel proteinler gossipol, glukosinolatlar, taninler, mikotoksinler, lektinler, fitatlar, oksalatlar, alkoloidler, siyanogenler ve antitripsin gibi anti besinsel faktörler içermesine rağmen hayvansal proteinlerde sözü edilen bu faktörler yer almamaktadır. Bunun yanı sıra bitkisel proteinler oligosakkarit, pektin ve α-galaktosit gibi nişasta tabiatında olmayan polisakkaritleri (NOP) içerir. Bilindiği gibi NOP’ lar tek midelilerin sindirim kanalında viskoziteyi arttırıp ince bağırsaklarda besin madde sindirimini düşürmektedir. Hayvansal proteinlerde bitkisel proteinlerin aksine biyojen aminler yer alır ve hayvansal protein kaynaklarında Salmonella’ya rastlama olasılığı daha sıktır. Hayvansal proteinlerde en önemli husus bu yem maddelerinin elde ediliş yöntemlerindeki farklılıklar ve bunların depolama şartlarıdır. Nitekim bu yem maddelerinin gerek depolanmasındaki gerekse elde ediliş teknolojisindeki aksamalar, bozulmalara ve besin madde kaybına yol açar.

Kedilerde protein gereksinimi ve esansiyel amino asitler ihtiyacı köpeklerden daha fazladır. Aynı şekilde yavru kediler protein kalitesi bakımından yetişkinlere oranla daha duyarlıdırlar. Kediler ornitin amino asidini sentezleyemediklerinden bunu diyet ile almak zorundadırlar, yine kedi diyetleri arjininle desteklenmelidir. Ayrıca kedilerin sülfür amino asit metabolizmasının son ürünü olan Taurin amino asidine de özel gereksinimleri vardır. Taurine cystine ve methionin’den sentezlenir, ancak kediler bunu sentezleme yeteneğine sahip değildirler, bu nedenle dietleri Taurin’le desteklenmelidir. Kedi diyetlerinde her kg kuru maddede en az 500 mg taurin bulunmalıdır. Kalitesi düşük, taurin içeriği dengeli olmayan kedi mamaları veya hazır köpek mamaları ile beslenen kedilerde taurin yetersizliğine bağlı olarak bazı bozukluklar (üremi, kalp kası hastalıkları, retinal dejenerasyon, körlük, yağların sindiriminde aksaklıklar vs) beklenmelidir. Diyetteki taurinin optimum düzeylerde bulunması için bazı hayvansal proteinlere ve sentetik esansiyel amino asit katkılarına ihtiyaç duyulmaktadır. Reflex® Plus kedi ve köpek mamalarındaki toplam protein ve esansiyel amino asit düzeyleri, uluslararası hayvan besleme bilim alanında kabul gören beslenme standartlarına (NRC, AAFCO, FEDIAF gibi) uygunluğu test edildikten sonra üretilmektedir.

Yağlar

Yağlar yüksek sindirilebilirliğe sahip olup karbonhidrat ve proteinlere göre 2,5 kat daha fazla enerji içerirler. Aynı zamanda sağlıklı deri ve kıl örtüsü için gerekli olan esansiyel yağ asitlerini sağlarlar. Yağda eriyen vitaminler (A, D, E ve K) yağ vasıtasıyla taşınırlar. Diyette yağın yetersiz olması yağda eriyen vitaminlerin emilimini olumsuz yönde etkiler ve vücutta eksiklik semptomları ortaya çıkar. Yağlar aynı zamanda diyetin lezzetini de arttırır. Pet diyetlerinde yağların kullanılması ile belirtilen yararlar sağlanmaktadır. Ayrıca pet hayvanlarında performansın artması ve kıl örtüsünün olumlu yönde gelişmesi, diyette tozumanın ve makine aksamında yıpranmanın azaltılması da mümkün olmaktadır.

Pet diyetlerinde kullanılan başlıca hayvansal yağlar kanatlı yağı, sığır ve domuz don yağlarıdır. Büyüme dönemindeki köpek yavruları, gebe veya laktasyondaki dişiler, ağır çalışma şartlarına sahip köpekler, evde yaşayan herhangi bir özel durumu bulunmayan köpeklere göre diyetlerinde daha yüksek düzeyde yağa gereksinim duyarlar.

Diyetin yağ içeriğinin artması ile daha lezzetli hale gelmesi sağlanırken, enerji yoğunluğunun yükselmesi ve aşırı tüketimi sonucunda obesite olguları gözlenebilmektedir. Hayvansal yağlar diyetin en yüksek sindirilebilirliğe sahip bileşenleri olup özellikle köpekler tarafından oldukça yüksek düzeyleri tolere edilebilmektedir. Fakat diyete fazla orandaki yağ ilavesi aşırı enerji alımına ve buna bağlı olarak protein, vitamin ve minerallerin normalin altında değerlendirilmesine yol açabilmektedir. Köpek diyetlerinde kuru maddede yağ oranı yetişkinler için %5-15, yavrular için %8-20 oranında olması uygundur. Kediler linoleik asidi linolenik aside veya araşidonik aside çeviremedikleri için bunları hayvansal kaynaklardan sağlamak durumundadırlar. Bu nedenle diyetin linoleik ve araşidonik asiti sırasıyla 5 ve 0,2 g/kg içermesi önerilmektedir. Köpek diyetlerinin yağ içeriği ise amaca göre değişiklikler göstermekle birlikte, ihtiyaç çalışma, stres, büyüme ve laktasyon durumunda yaşama payına göre daha yüksek düzeyde olmaktadır.

Vitaminler

Vitaminler vücutta çeşitli fizyolojik işlemlerin meydana gelmesi ve düzenlenmesinde önemli fonksiyonları üstlenirler. Vitaminler, gereksinim duyuldukları düzeyde alınmalıdırlar. Çünkü, yeterince alınmamaları durumunda bazı hastalıklara, fazla alınmaları durumunda da bazı bozukluklara ve ekonomik kayıplara yol açarlar.

Köpek ve kediler için AAFCO (Association of American Feed Control Officials) tarafından önerilen besin maddeleri gereksinimleri mama formülasyonlarının hazırlanmasında referans olarak kullanılmaktadır. Uygun koşullarda depo edilmeyen yem maddeleri ve diyetlerde aktif vitamin miktarı önemli ölçüde azalmaktadır. Dolayısıyla pet diyeti üretiminde gerek depolama ve gerekse uygulanan işlemlere bağlı olarak diyetlere dışarıdan vitamin ilavesi yapılmaktadır.

Mineraller

Hayvanlarda, yetersiz düzeyde alınmaları durumunda olduğu gibi aşırı düzeyde alınmaları durumunda da sorunlara yol açan mineraller, rasyon enerji yoğunluğu ile bağlantılı olarak ve ihtiyaçlar düzeyinde karşılanmalıdır. İyi dengelenmiş rasyonlar mineral yetersizliğine neden olmaz. Bilinçsiz mineral katkıları da doğru değildir. Minerallerin pet hayvanlarının beslenmesinde önemli görevleri bulunmaktadır. Makro minerallerden kalsiyum, fosfor, potasyum, sodyum ve magnezyum miktar itibariyle en çok ihtiyaç duyulanlardır. Mikro mineraller içinde demir, çinko, bakır, manganez, iyot ve selenyum önem taşımaktadır.

Mineraller asit-baz dengesinin sağlanmasında, vücut sıvı dengesi ve ozmotik basıncın ayarlanmasında, hücresel fonksiyonların yerine getirilmesinde, sinir impulslarının iletiminde ve kas kontraksiyonlarının oluşturulmasında görev yaparlar.

Su

Ergin hayvanlarda canlı ağırlığın % 60 kadarı su olup bunun % 20 düzeyinde kaybolması ölüme yol açar. Bu nedenle, köpek/kedi beslenmesinde de su ayrı bir önem taşır.

Su ihtiyacı; (a) havanın sıcaklık derecesi ve (b) bağıI nem oranı, (c) tüketilen yemin su düzeyi ile (d) hayvanın ateşli hastalıkları, (e) hareketi, (f) süt vermesi, (g) tuzlu yiyecekler alması ve (h) tüketilen diyetin kuru madde oranı gibi etkenlere bağlı olarak değişir.

Sıcak havalarda köpekler, terleme ve solunum sayısındaki artışlara paralel olarak daha fazla suya gereksinim duyarlar. Diyare olan hayvanlarda da su ihtiyacı artar. Yemlemeden sonra hayvanın su içmesine bakarak, onun ne kadar su içebileceği tahmin edilebilir. Normal çevre koşullarında su gereksinimi, her kg canlı ağırlık başına 44-66 ml kadardır. İlke olarak, temiz ve taze su ad libitum verilir.

İştahsızlık veya aşırı sıvı kaybı (dehidrasyon) gibi durumlarda, normal sıvı dengesinin sağlanabilmesi amacıyla, oral, deri altı veya damar içi yollarla, % 2-5’lik glikoz ve elektrolit çözeltisinden (köpekler için % 2-5, kediler için % 1-2 yoğunluğunda) kg canlı ağırlık başına erginlere 60-80 ml, yavrulara 80-100 ml verilmelidir.